Anasayfa / Sizden Gelenler / Kozdere Şenliği ve Düğünler (Gülüzar ÖZEV)

Kozdere Şenliği ve Düğünler (Gülüzar ÖZEV)

KOZDERE ŞENLİĞİ VE DÜĞÜNLER

İstanbul’dan bindiğim otobüste uzun yolculuk sonrasında kaptanın “yolculuk bitmiştir hepinize geçmiş olsun” sözleriyle şöyle bir gözlerimi açıp çevreye bakarken o sırada gençten birinin cep telefonunda karşısındakine “Alo nööruyon”lafı ile tamam dedim Zile’ye geldik.

Kozdere Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma derneğinin düzenlemiş olduğu yaz şenliğine bu sene bende katılmak için tatilimi erkene aldım. İyi ki böyle bir karar almışım. İnanılmaz derecede eğlendim ve mutlu oldum.

 

 

KOZDERE ŞENLİĞİ VE DÜĞÜNLER

İstanbul’dan bindiğim otobüste uzun yolculuk sonrasında kaptanın “yolculuk bitmiştir hepinize geçmiş olsun” sözleriyle şöyle bir gözlerimi açıp çevreye bakarken o sırada gençten birinin cep telefonunda karşısındakine “Alo nööruyon”lafı ile tamam dedim Zile’ye geldik.

Kozdere Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma derneğinin düzenlemiş olduğu yaz şenliğine bu sene bende katılmak için tatilimi erkene aldım. İyi ki böyle bir karar almışım. İnanılmaz derecede eğlendim ve mutlu oldum. Köyünden memleketinden uzaklara çok uzaklara giden insanların bir araya gelip kurbanlar kesmesi birlikte yiyip içmeleri gülüp oynamaları görülmeye değerdi. Hele gençlerimizin onlara dayatılan yoz kültüre karşı ayak direterek türkü ve halaylarımızla karşı duruşları görülmeye değerdi. İşte dedim Anadolu toprağının zenginliği Yok, batıymış yok çağdaşlıkmış diyerek yabancılaşmaya karşı Abaza’dan içtiği suyun hakkını vererek gürül gürül çağlayan gençlere bravo dedim.

Kozdere köyü derneğinin şenliği üç gün sürdü ancak ben iki gününü izleme fırsatı bulabildim. İlki akşamleyin Kozdere köy içi (soku dibi de deniyor bu yere) İkincisi Abaza isimli evliyanın bulunduğu tepede oldu. Ben de çocuklarımla traktör arkasındaki römorkte gittim bu eğlence yerine.

Ama ne gidiş koskaca römorke kadın erkek çoluk çocuk doluşarak çoğunluk engebeli tümsekli yollardan geçerken acayip derecede sallanarak (ki böyle bir sallantıda hamile kadın doğurur eminim) gülüşe oynaşa bağıra çağrışa gittik. Gittiğimizde birçok aile gelmiş kimisi çadırlarını kurmuştu. Hemen iki ocak yakıldı demlikler kuruldu. Kadınlarda ve erkeklerde inanılmaz bir iş bölümü. Sanki gizli bir el sen şunu sen şunu yapacaksın diyor ve diğerleri buna uyuyor. Gençler kadınların söylemesine fırsat bırakmadan Abazanın suyundan getiriyor demlikler doluyor yine tıfıl oğlanlar çalı çırpı topluyor genç kızlar ocak yakıyor. Daha olgun erkekler kurbanlık hayvanın kesim işine bakıyor. Yaşadığım izlencelerin tek ve en acı yanı da bu olsa gerek. Yanımızda römorkün içinde bizimle beraber giden hayvanı yatırıp yere 3- 5 kişi hücumla yüklenip vahşice kesiliyor.

Giderken badem gözleri beyaz yünleri ve yeleleriyle başına geleceklerden habersiz yanımızda saf saf sorudan o güzelim oğlakçık dönüşte bu sefer her birimizin midelerin de yer alarak yolculuğunu tamamlıyor. Tabiatın acımasız kurallarından biri ne yazık ki yapacak bir şey yok. Bir de marifetmiş gibi kurbanın kanından küçük çocukların alnına bir parmak iz konuyor. Çocuklar bir süre alınların ortasında küçük yuvarlak kan lekesiyle dolaşıyorlar. Kahvaltıda çabuk pişmesi dolayısıyla ilkin ciğer pişiriliyor herkes evden getirdiği çökelik, peynir, domates, biber salatalık ne varsa sofraya diziyor. Konuşa gülüşe kahvaltı yapılıyor.

Onca kalabalığa rağmen çay da şekerde yemekte yetiyor. Üstelik komşu köylerden gelenlerde davet ediliyor. Bizim bölük yaklaşık 40 kişi idi misafirlerle neredeyse 50 kişi oluyoruz. Ne bir kavga ne bir dövüş bizim gibi onlarca grup var ve neredeyse 1000 kişi kadar varız. Abaza yaylasının en düz meydanlık yerine koca koca ses aygıtlar hopörler konuyor. Onlarca beyaz plastik sandalye kenarlara sıralı bir şekilde dizilmiş halde ortada sanatçıların kolay hareket etmesi için genişçe bir alan renkli şeride çepeçevre sarılıyor. Dileyen sandalyeye dileyen yerlere oturuyor. Güzel bir organizasyon vesselam.

Zile Kaymakamı, Belediye Başkanı Garnizon Komutan’ ve diğer büyük erkânlar protokolde yerlerini alıyorlar. Devlet erkânları konuşmalarını yapıyor, sıra ozanlara geliyor. Onlarda türkülerini üstelik çok ta duymaya alışık olmadığım türkülerini halk diliyle çığırıyorlar. Bence şenliğin en eğlenceli yanı topluluktaki dayanışma ve paylaşma ve birde ozanların türküleri idi. İşte dedim Aleviliğin güzelliği…

Kentlerdeki yabancılaşmaya karşılık profesörlerin araştırmalarına konu olmuş Aleviliğin ne olduğunu bilmediği halde birtakım güzellikleri barındırdığına şöyle bir kulaktan duyan kentli kültürlünün haklı merakları. Keşke onlarda birkaçını getirebilseydim de duyduklarına bir de gözleri ile görselerdi. Paylaşma dedim ya olası bir vukuatı da engellemek amacıyla şenliğin geri yanında bizleri bekleyen askerler de unutulur mu daha biz hiç bir şey yemeden plastik tabldotlarda kahvaltılık hemen götürüldü onlara da. Ne mi ikram edildi haşhaşlı çörekler çökelikler sebzeler çaylar. Daha sonra kurbanlık et lokmalardan helva ve pilavlarda da ikram edildi. Köy halkı ne yediyse bilumum yirmi otuz asker de doyuruldu.

Evliya yerinde yediklerinizin ismi değişiyor hemen ne yersen ye artık lokma bundan sonra. Biber yesende lokma, ekmek yesende lokma, et yesende lokma.. Sadece bugünlük değil pişirilenlerden ayırıp evde kalanlara götürürsün ya helva et ekmek vs onlar da lokma. Abaza meydanın da halktan gelmiş ünlü olmamış bozulmamış halk ozanlarını demelerini dinlemeye semah ekibini ve tiyatroyu izlemeye değerdi.Küçük kızım sık sık beni alandan uzaklaştırmasaydı daha iyi izleyecektim. İnşallah bir daha ki şenliğe diyorum.

Sadece Kozdere köyünün değil birçok çevre ve hatta uzak köylerden insanların akın akın geldiği şenliği izlerken bir ara Dernek Yöneticisi Salih Özeren’in yanına gittim.

Dedim nasıl zaman bulup ta yapıyorsun böyle etkinlikleri.

Dedi beş gün izin aldım işyerinden ve ekledi daha Abazanın suyundan içemedim.”

Saate baktım akşamın dördüne geliyor.

İşte böyle dedim kendi kendime topluma dair bir şeyler yapma çabaları uğraşları, sabahın yedisinde gelir yüzlerce insanı toplarsında Abaza yaylasına suyunu içmek nasip olmaz.

Akşam şenlik bitmeden eve dönüyoruz zira kızımız Havze ile oğlumuz Cem’in kınagecesi var, şenliğe gelenler kına gecesine de katılıyorlar yine soku dibinde. Kozderedeki düğünde davul zurna eşliğinde kadın erkek çocuk yaşlı demeden hep birlikte kol kola omuz omuz eğleniyorlar Bu arada kısaca Zile’ de komşumuzda izlediğim düğün ile köy düğünün karşılaştırmak istiyorum. Daha ilk gözleminizde farklılığı hissediyorsunuz. Yine aynı halay müziği davul zurna ama sadece erkekler halay çekiyor. Zannediyorum kadınlar daha sonra çıkacak oynayacak, heyhat kadınlar oynamazmış erkeklerle. Kadınlar düğün evinin içinde kapalı yerde temmuz sıcağında üstelik baştan ayağa örtülü giysileriyle fıkır fıkır kaynamaktalar

Eğlence sadece erkeklerin eğlencesi sanki. Kozdere’deki düğünle bu düğün büyük bir tezatlık teşkil etmekte. Mezhepsel farklılıktan mıdır nedir bir uzvu eksik insan vücudu gibi seyrettiğim Zile’deki bu izlenceden dolayı kendi kendime iyi ki bu topluma ait değilim dedim. Ancak Zile’deki bu düğünde güzel şeyler gözlemlemedim değil. Düğünün sonunda damadın eline kına yakılırken bir yandan arkadaşları ona leblebi kuruyemiş atıyorlardı. Ne anlama geldiğini sordum öğrenemedim.

Ertesi gün gelin almaya davullu zurnalı arabalarla gidildi. Ben gitmedim ama dönüşte gelin, damat evine girerken izlediklerim burada yazmaya değerdi doğrusu. Gelin baba evinden alınıp davul zurna eşliğinde damadın evine adımını atmadan kaynana gelinin ayağının dibine yakın yerde küp kırdı anlamı “gelin kötü huyların kırılsın demekmiş” .Gelin oğlan evine gelirken beraberinde “yenge” isimli geline yardımcı olan kadınla kaşık ve bir parça ekmek getirdi eve bıraktı ki buda “ gelin tamamen geldiği yere ait olsun oradaki nasibi ile beraber gelsin.”Gelinin beline bağlanan kırmızı kuşak ta onun bekaretini simgeliyor. Şüphesiz adetlerimiz bin bir çeşitlilikte bazıları güzel bazıları çirkin.Güzel olanları yaşatmalı çirkin olanları kaldırmalıyız diye düşünüyorum…

İzin verirseniz tekrar şenlikten bahsedip yazımı sonlandırmak istiyorum. Ozanlarımızın türkülerini küçük kızımın izin vermemesinden dolayı baştan sona izleyemedim. Ama ben alacağımı aldım diye düşünüyorum. Endüstrileşmemiş olmanın verdiği orijinallikle sanırım amatör ama özgün, sıradan ama doğal, kusurlu ama samimi, deneyimsiz ama içten ezgileri ile yıllar yılı bıkmadan usanmadan dinlediğimiz telli sazı konuşturdular da konuşturdular. Sazın o essiz tınısına bir güzel insan sesi eklendi. Bir yanda esen hafif rüzgâr bir yandan güneş; yani doğa müzik ve insan. Daha ne istenir ki şu üç günlük dünyadan.

TEŞEKKÜRLER KOZDERE DERNEĞİ EMEKÇİLERİNE…

Şenlikte dinlediğim bir türküden alıntı (ailecek dilimizden düşmeyen) yaparak hoşçakalın diyorum;

Hem cilveli hem nazlıymış

Can yakmaya hevesliymiş

Sordum sordum söylemedi

Gülüzar ÖZEV
MALİ MÜŞAVİR
0 532 353 19 10

07.08.2009

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

Check Also

Halil Efendi (Dede) ve Rivayeti (Ali Rıza ÖZEK)

“Köylümüz Ali Rıza ÖZEK, göndermiş olduğu yazısında Halil Efendi Ziyaret Yeri ile ilgili bir rivayeti ...

Tüm düğün ve etkinlikleri bir arada görmek için tıklayın...DÜĞÜN TAKVİMİ
+ +