Anasayfa / Köylülerimizden Şiirler / Salih ÖZEREN Şiirleri

Salih ÖZEREN Şiirleri

   Ah Gardaşım

Ana baba bir; Yaşlarımız bir değil ki
Kardeşliğimiz bir; Yapımız bir değil ki
Baktığımız bir; Gördüğümüz bir değil ki
Sorumuz bir; Çözümümüz bir değil ki

Köyümüz bir; Özümüz bir değil ki
Ektiğimiz tarla bir; Hasat edilen ürün bir değil ki
Güttüğümüz koyun bir; Yaptığımız oyun bir değil ki
Diktiğimiz söğüt bir; Büyüyen ağaç bir değil ki

Okuduğumuz kitaplar bir; Anlamamız bir değil ki
Yaptığımız yuva bir; Doğan yavrularımız bir değil ki
Gördüğümüz sahne bir; Güldüğümüz film bir değil ki
Tutuğumuz takım bir; Oyuna bakışımız bir değil ki

Taptığımız rab bir; Kaptığımız lokma bir değil ki
Ahdi vefamız bir; Çektiğimiz cefamız bir değil ki
Geldiğimiz Şehir bir; Aktığımız nehir bir değil ki
Ah  GARDAŞIM ;  YaŞadıkça her şey  değiŞiyormuŞ meğer

Salih ÖZEREN
06.04.2009

 

      Benim Köyümde

Köy içinde sohbetle başlardı köyün işleri
Bazısı da konuşurken unuturdu gedik dişleri
Kimse dinlemese de garibanca yapılan konuşmaları
Alaylı alaylı sataşmalar olurdu benim köyümde

Kızıl kızıl armutlar yeri göğü kaplardı
Kağnısını götüremeyen okunu yere saplardı
Kazma,nacak sapı derken;doğrumu diye taplardı
Çok olurdu ustadan geçilmezdi  benim köyümde

ıstanbul,Ankara’ya  gurbete çıkan çok olurdu
Çiçekti,simitti her mesleği deneyen olurdu
Köye geldi mi gurbetten hoş geldin çok olurdu
Sırf yüzünü görmek için benim köyümde

Her sabah kuşlukta ilçeye gidilirdi
Kim ilçeye gidiyor ise ışıktan sezilirdi
Sıra sıra herkes evin önüne dizilirdi
Gidene ısmarıç vermek için benim köyümde

Bağ ile bahçe ile uğraşırdı dedeler
Elde iğ kirmanla ip eğirirdi ebeler
Karnında yüklü olarak dolaşırdı hamileler
Bol  bol çilli çilli çocuklar olurdu benim köyümde

Mezar altının yokuşta kışın kaymakta güzeldi
Yılbaşı geldi mi ya hindi, ya kaz özeldi
Ateş değirmeni ile hanımak traktörde dizeldi
Her zaman çağı yakalamak ilk olurdu benim köyümde

Tokmakla bol soku dövülürdü
Gelinler gitmeden kına ile övülürdü
Herkes kaybetinde hak ettiyse sövülürdü
Şimdi bile bunlar nostalji oldu benim köyümde

Nohut’un kara harmanı  yanıktı
Küçük yaştaki çocuklar tarihe tanıktı
Suç  işleyen oldu mu cem evinde sanıktı
Şehre gitmeden mahkeme kurulurdu benim köyümde

Elde kaluç arpa yolmak zordu
Bindiğimiz at kır ile dor’du
Haydutluk yapanın yüzü mosmordu
Bol  bol  nasihatlar  verilirdi benim köyümde

Her  kağnı sesi de dağı taşı delerdi
Öğlen vakti oldu mu kuzular açlıktan melerdi
Beşikte nice analar yavrusunu belerdi
Herkesin bir birine saygısı çoktu benim köyümde

Bahar geldi mi yaylalara çıkılırdı
Peynirin suyu aksın diye sıkılırdı
Uzaktan köye özlem dolu gözle bakılırdı
Gürül gürül sular çağlardı benim köyümde

Salih ÖZEREN

 

 

 Bilir misin Canım?

Köy içinde söylenen sözleri
Her sabah komşudan tava ile alınan közleri
Cemlerde, eski odalarda çalınan o sazları
Umut olacak çocuk; bizleri bilir misin canım?

Topladığım deve tabanı kavurmasını
Gövem mantarın pilav üstü çorbasını
Değirmenden gelen unun torbasını
Muharrem ayında kaynayan aşure çorbasını
Azık götüren kızın heybesini bilir misin canım?

Gıncır tavuk , kömecin kavurmasını
Yazın harmanı dirgen ile savurmasını
Eve gelen açın, sofra serip doyurmasını
Kavga olunca arkadaşını kayırmasını
Sapı sıkıştıran urganın sıyırmasını bilir misin canım?

Damlarda aşuk oynamasını
Ağca ağaçtan kaşık oymasını
Sarhoşların düğünde  yalpalayarak oynamasını
Kazandaki bulgurun fokur fokur kaynamasını bilir misin canım?

Tarlayı herg etmeyi ,bahçeyi bellemeyi
Kış gelince köyü terk etmeyi
Tarlalara kurulan bebek için çatmayı
Beşe aldığın ineği üçe satmayı bilir misin canım?

Ekmeğe  arası şeker dürümünü
Bahar gelince bahçe sürümünü
Nişanlı kızın yüz görünümünü
Ağustosta bağda üzüm derimini
Kendirden ipin gerimini bilir misin canım?

Fosfos pilavına sunak atmayı
Kemikli gelince kaşı çatmayı
Hapanda arpa buğday satmayı
Soğukta yata yata bilir misin canım?

Köyde bağ beklemeyi, armut dibi toplamayı
Cuğulda taş teklemeyi, ayazda hop hop hoplamayı
Kafada sirke çitlemeyi, anızda başak toplamayı
İp elde hoplamayı, damdan dama hüplemeyi bilir misin canım?

Alaca değnek yapmayı
Babadan kalanı bir bir satmayı
Güzel elbise giyince hava atmayı
Oyunda yazıyı tura yapmayı bilir misin canım?

Düven üstünde at sürmeyi
Elinde kamışı atlara vurmayı
Sapmasın diye gemlerini çekmeyi
Canını acıtınca atın attığı tekmeyi bilir misin canım?

Sapan yapıp kuş vurmayı
Hapan kurup av sürmeyi
Ekmek arası ovmaç dürmeyi
Düğünlerde can dostu kirveyi bilir misin canım?
Elde tomak soku döğmeyi
Delilik yapıp ara sıra sövmeyi
Hayat boyu büyüyeceğim diye evmeyi
Aşık olup candan sevmeyi bilir misin canım?

At boynuna takılan torbayı
Yağmur yağsın diye toyga aşı çorbayı
Damatlara sele içinde zarflı para koymayı
Düğünlerde nasılsın, hoşgeldi sormayı bilir misin canım?

Dere tepe gidip gidip gezmeyi
Ayağındaki naylon ayakkabı çizmeyi
Yıkılan duvar taşlarını dizmeyi
Dövüleceğini bilince sezmeyi bilir misin canım?

Çocukken mışıl mışıl yatmayı
Düğünlerde damada cimdik atmayı
Köy ortasında caka satmayı
Bahçe bekleyen potuk Fatmayı bilir misin canım?

Elde bel bağ depmeyi
Önde inek, dana gütmeyi
Çıtlık otundan sakız yapmayı
Pancardan yapılan kavurma çitmeyi bilir misin canım?

Yabani ahlat armuduna çördük
Damat olup kız evine gidince gördük
Yabancı biri geldiği zaman sorduk
Yalan söyleyince ipe un serdik dendiğini bilir misin canım?

“Bilmemek değil öğrenmemek ayıptır”

Salih ÖZEREN
05.03.2008

Bir yorum

  1. ağzınıza sağlık salih başkanım güzel sözlerin için

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

Check Also

Muharrem ÖZEK’ten Şiirler

         Abi Köyden geldim,köyden sehre Ne bileyim bir hos abi Betonlarin arasinda ...

Tüm düğün ve etkinlikleri bir arada görmek için tıklayın...DÜĞÜN TAKVİMİ
+ +